<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Edebiyat ki.</title>
	<atom:link href="https://edebiyatki.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://edebiyatki.com</link>
	<description>Çevrim içi edebiyat dergisi :)</description>
	<lastBuildDate>Sun, 24 Dec 2023 12:11:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.8.13</generator>
	<item>
		<title>Çorumlu</title>
		<link>https://edebiyatki.com/hikaye/2023/12/24/corumlu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömür Yanıkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Dec 2023 06:30:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://edebiyatki.com/?p=398</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uyandığında çakıllı bir yolda sarsılarak ilerleyen bir kamyonun ön koltuğundaydı. Biraz daha kendine geldiğinde yavaşça şoför koltuğundaki adama baktı. Tanımıyordu. “Uyandın mı dayı?” diye seslendi adam. Keyfi yerinde gibiydi. “Nasılsın, iyi misin?” diye devam etti. “Sen kimsin? Beni nereye götürüyorsun?” diye sordu adama. “İsmim Eyüp. Seni köye dönüş yolunda kenarda baygın yatarken buldum. Şimdi köydeki [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://edebiyatki.com/hikaye/2023/12/24/corumlu/">Çorumlu</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://edebiyatki.com">Edebiyat ki.</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
		
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İkincilik</title>
		<link>https://edebiyatki.com/ani/2021/07/01/ikincilik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömür Yanıkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Jul 2021 11:45:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://edebiyatki.com/?p=381</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlkokul&#8217;u bir köy okulunda okudum. İsmi başta Samanlık Kıranı İlköğretim Okuluydu. Ben ikinci, üçüncü sınıftayken sanırım, tam emin değilim, eskiden bizim okuldan mezun olan birisi şehit düşmüştü, ismini okulumuza vermişlerdi. O zaman okulumuzun adı Şehit İsmail Bay İlköğretim Okulu olmuştu. Dördüncü sınıftaydık. Bunu hatırlıyorum, çünkü o sene yarışmaya katılamamıştım. Dördüncü sınıftaydık. Öğretmenimiz Zafer Taner, bize [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://edebiyatki.com/ani/2021/07/01/ikincilik/">İkincilik</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://edebiyatki.com">Edebiyat ki.</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
		
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Yahu gene yanılmışız”</title>
		<link>https://edebiyatki.com/dosya/2020/10/01/yahu-gene-yanilmisiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Evrim Yanıkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 03:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://edebiyatki.com/?p=332</guid>

					<description><![CDATA[<p>1960’lar 70’ler Selim İleri’nin deyimiyle “üç Kemal’ler” dönemidir. Kemal Tahir, Yaşar Kemal ve Orhan Kemal. Üslup açısından birbirinden fersah fersah uzakta olan bu kalemler, o dönem okuyucusu tarafından daha da uzaklaştırılır aslında. İlla Yaşar Kemalci, illa Kemal Tahircidir okurlar. Hepsi birden okunamaz mıydı, her bir kalemin keyfi ayrı sürülemez miydi, tartışılır elbette. Biz asıl meselemize, [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://edebiyatki.com/dosya/2020/10/01/yahu-gene-yanilmisiz/">“Yahu gene yanılmışız”</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://edebiyatki.com">Edebiyat ki.</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
		
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Şairin hayatı şiire dahil”</title>
		<link>https://edebiyatki.com/dosya/2020/08/01/sairin-hayati-siire-dahil/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Evrim Yanıkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Aug 2020 03:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://edebiyatki.com/?p=328</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şiir, düşünceyi mümkün olduğunca az sözcükle ifade etme sanatı olarak tanımlanabilir. İyi şair -çoklarına göre- bir sözcüğe bin anlam yükleyebilen şairdir. O bir tek sözcük, yazılmamış binlerce sözcüğün yükünü taşır. Sözcükleri bu denli özlü kullanabilen ender şairlerden biridir Cemal Süreya. Şiirin dil örgüsünü, sözcük düzeyine indirgemeden, şiirin bütünlüğünü bozmadan yeni ve sihirli sözcükler üretir. Kendi [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://edebiyatki.com/dosya/2020/08/01/sairin-hayati-siire-dahil/">“Şairin hayatı şiire dahil”</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://edebiyatki.com">Edebiyat ki.</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
		
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zamanı Durdur A.Ş.</title>
		<link>https://edebiyatki.com/hikaye/2020/07/27/zamani-durdur-a-s/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömür Yanıkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2020 13:39:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://edebiyatki.com/?p=374</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sonunda sıra ona gelmişti! Aylardır beklediği güzel haberi ona bir telefon bildirimi ulaştırmıştı: &#8220;Artık zamanı durdurabilirsiniz! Randevunuz yarın 10:00&#8217;da.&#8221; Eşi bu habere hem sevinmiş, hem de yıllarca ayrı kalacakları için biraz üzülmüştü. Evleneli dört yılı geride bırakmışlardı ama ikisi de çalıştıkları halde maddi sıkıntılarına bir türlü son verememişlerdi. Sonunda sıkıntılı günler geride kalacaktı. Zaman Umut [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://edebiyatki.com/hikaye/2020/07/27/zamani-durdur-a-s/">Zamanı Durdur A.Ş.</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://edebiyatki.com">Edebiyat ki.</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
		
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sallanan Sandalye</title>
		<link>https://edebiyatki.com/hikaye/2020/06/21/sallanan-sandalye/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Evrim Yanıkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2020 20:09:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://edebiyatki.com/?p=310</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilmem ki nereden başlamalı anlatmaya? Çok da uzaktan değil, aslında yakın bir yerlerden geliyor sesim. Yılların gıcırdattığı şu sallanan sandalyenin arka ayağından sesleniyorum. Nereden geldiğimi, miladımı sorarsanız cevaplayamam. Zira; pek anımsayamıyorum o zamanları. Salonun en güzel köşesine kurulduğum vakti hesaba dökmeye kalkarsak, demirbaş sözü bile hafif kalır. Tabir-i caizse bu evin köşe başıyım ben. Seneler [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://edebiyatki.com/hikaye/2020/06/21/sallanan-sandalye/">Sallanan Sandalye</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://edebiyatki.com">Edebiyat ki.</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
		
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Parana Yazık</title>
		<link>https://edebiyatki.com/hikaye/2020/06/07/parana-yazik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Evrim Yanıkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Jun 2020 03:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://edebiyatki.com/?p=305</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güneşi ensemde iyiden iyiye hissetmeye başladığımda anlamıştım, şehre otostopla gitmenin pek de parlak bir fikir olmadığını. Bu durumu fark etmek için geç kalmış olsam da elimdeki dosyayla başımı gölgede tutmayı akıl edebilmiştim. Köyün muhtarı sokmuştu aklıma bu otostop işini. “Parana yazık hocam, çıkıver köyün girişine. Ora kestirme ya, kamyon pek çok geçer. Atıverirler seni de [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://edebiyatki.com/hikaye/2020/06/07/parana-yazik/">Parana Yazık</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://edebiyatki.com">Edebiyat ki.</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
		
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hatıralarıyla Orhan Kemal</title>
		<link>https://edebiyatki.com/dosya/2020/06/01/hatiralariyla-orhan-kemal/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Evrim Yanıkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2020 03:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://edebiyatki.com/?p=324</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Ben de deh’rin çekmeğe geldim deh’re.” Dedesi Orhan Kemal’in doğumunu, Çanakkale’de topçu subayı olarak görev yapan babası Abdülkadir Kemali’ye bu telgrafla bildirir. Adana/ Ceyhan 15 Eylül 1914 Asıl ismi Mehmet Raşit Öğütçü olan Orhan Kemal’in elli altı yıllık yaşam ve ekmek serüveni bu telgrafla başlar. 1920-23 yılları arasında babasının I. Mecliste Kastamonu milletvekili olarak görev [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://edebiyatki.com/dosya/2020/06/01/hatiralariyla-orhan-kemal/">Hatıralarıyla Orhan Kemal</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://edebiyatki.com">Edebiyat ki.</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
		
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Taş Ötüyor</title>
		<link>https://edebiyatki.com/hikaye/2020/05/24/tas-otuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Evrim Yanıkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 May 2020 03:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://edebiyatki.com/?p=294</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün adamın birini sana benzettim. Benzetmek ne kelime, peşine bile takıldım. Arkadan aynı sana benziyordu. Ensesi kat kattı, boynuna doğru kızarmış. Saçları kısaydı, tıraş olmuştur dedim. Seyrek, kıvırcık, üç numara… Ayaklarını da dışa dışa basıyordu senin gibi. Elimdeki tıraş sabunu kokusuna bir anlam veremedim. Hem koklamak istemedim, hem de çenemin altına yerleştirdim avucumu. Gözümün önüne [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://edebiyatki.com/hikaye/2020/05/24/tas-otuyor/">Taş Ötüyor</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://edebiyatki.com">Edebiyat ki.</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
		
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gazeferi Uçarak İnen Çocuk</title>
		<link>https://edebiyatki.com/hikaye/2020/05/17/gazeferi-ucarak-inen-cocuk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömür Yanıkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 May 2020 21:12:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://edebiyatki.com/?p=315</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dedem yine sallanan sandelyesine kurulmuş, en sevdiği kitap olan Puslu Kıtalar Atlası&#8217;nı kim bilir kaçıncı kez okuyordu. Biyolojik saati onu uyarmış olacak saatine baktı ve sonra başını kaldırıp bana baktı. Tatlı tatlı gürümsedi. Vakit gelmiş, ha, dedi. Eveeeet, dedim ve koşarak abimi çağırmaya gittim. Döndüğümde dedem armut koltuklarımızı karşısına dizmiş, sandalyesine geri dönüyordu. Hemen yerlerimize [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://edebiyatki.com/hikaye/2020/05/17/gazeferi-ucarak-inen-cocuk/">Gazeferi Uçarak İnen Çocuk</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://edebiyatki.com">Edebiyat ki.</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
		
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
